Ethem Bilge Hızarcı  Kimdir? 
Bir yılın bir yaz akşamında Ankara'nın güzide bir ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Babası Hüseyin Efendi, Annesi Aysel Hanımdır... 
Hızarcı ailesi, doğan ilk çocuklarını gördüklerinde çok zeki, yetenekli ve fazlasıyla yaramaz biri olacağını anlamışlardı. İçindeki potansiyel enerjiden dolayı gözleri adeta fırıl fırıl dönüyordu.  
Ethem, çocukluk çağında her çocuğun yaptığının aksine oyuncaklarıyla oynamadı hiç...
Onun yerine onları parçalayıp, sonra onları birleştirerek yeni teknolojik icatlar yapıyordu. (çoğu çalışmıyordu :))
Fırsat buldukça her yüzeye (kitap, duvar,cam,dolap,kumaşlar,kapı vs vs..) içinden geçenleri,hissettiklerini, hayal gücünü tuvale çizercesine aktardı... Bu dışa vurumculuk ifadesi yeteri kadar anlaşılamadı. Neyseki çoğunda küçükte olsa hızlı koşa bildiği için çizimlerden sonraki etki tepkiden kurtulurdu:) 
 Ta o zamanlardan bir tasarımcı  olacağı belliydi. Fakat hayalindeki mesleğe karar veremiyordu. Zira uçakları  gördükçe pilot olmak, odasında bir ara beslediği kuzudan sonra da çoban olmaya karar vermiş, hele lokomotifleri gördüğünde gözleri büyülenmişti. Bilim ve teknik okudukça bir bilim adamı olabileceğini anlamıştı. Ethem bir türlü  ne olacağına karar veremezken zaman su gibi akıp geçmiş, koskocaman bir delikanlı olmuştu... 
İlk üniversite sınavını kazanamayınca da gazetede gördüğü bir iş ilanına başvurmaya karar vermiş,  iş görüşmesi için bir saat içinde çizdiği resimlerle, iş başvurusu yapmıştı.. ve o günden sonra gerçek mesleğine başlamış oldu... 
Değerli bir ressam abinin yanında ressam yardımcısı olarak hayallerine yelken açmıştı. Bu işini yaptıkça aslında olmak istediği her mesleği yapabileceğini gördü. 
Ama bu kolay olmayacaktı. Sahip olduğu yetileri geliştirip kendini eğitmeliydi. Hayallerini suya çizmek kolay değildi. Fakat o zamanlar şimdiki gibi imkanlar yoktu. Bill Gates daha DOS programıyla uğraşıyordu, internetin i'si piyasaya çıkmamıştı, 3ds max'in baş yazılımcısı az daha algoritma dersinden sınıfta kalacağı için programı  yazamayacaktı. Bunca olumsuzluklara rağmen, Ethem'in içindeki öğrenme isteği bir çığ gibi büyüyordu. Artık hazırdı. Gece gündüz çalışmaya başladı. Her yeni öğrendiği  şeyle beyin kıvrımlarında kıvılcımlar çakıyor, daha da öğrenmek için iştahı artıyordu... 
Yetilerini geliştirmek için güzel sanatlar fakültesinde okumaya karar verdi. ilk seferde heykeli kazandı. Kille(Heykel çamuru) parmaklarını dokunarak şekillendirmeye başlamıştı. Artık ellerini üstünü kirlettiği için fırçada yemiyordu... Fakat hayallerini kille şekillere dönüştürdüğünde çok ağır oluyordu, taşıyamıyordu. Bunun başka bir yolu olmalı dedi ve bir gün Resim bölümüne geçti. Fırçasını alarak tuvalleri boyamaya başladı. Ara sıra boyanın kapaklarını açık unutunca da kokudan sarhoş  olup duvarları, eşyaları da boyadı... Bu sefer kimse peşinden koşturmuyordu. Aksine abi gel bizim duvarı da boya diyorlardı :)
Yıllar geçtikten sonra Ethem artık, kendini eğitmiş, yetilerini en üs seviyeye getirerek jeday ustalarını kıskandıracak bir seviyeye gelmişti. 
Artık resimde, animasyonda, heykelde, kunfuda, kılıç sanatında sensey olmuş,  bu güçleriyle iyiliği daim kılmak adına savaşmaya başlamıştı...
                     
Bilgi

Bölümler
Motion Graphic 
Kahve Molası 
3d Modelleme / Animasyon 
Yazılarım 
DigitalPainting 
Karakalem / Eskiz 
Linkler
Bütün hakları saklıdır. - ethem © 2008